Muhasebe Dersleri ve Öğretmeni Fıkraları

Ana Sayfa » Blog » Muhasebe Dersleri ve Öğretmeni Fıkraları
Blog kategorisinde bulunan bu haber 24 Haziran 2014 tarihinde güncellenmiş ve 1.867 kişi bu yazıyı okumuştur.

Fıkra deyince aklımıza Temel, Fadime ve Dursun gelir değil mi?

Şimdi de Muhasebe Fıkraları Gelsin 🙂

Bu kez farklılık olsun arkadaşlar muhasebe fıkralarını sizlerle paylaşacağız. Muhasebe defteri net sitesi ile gülmek isterseniz aşağıda yer alan muhasebe fıkralarını okumaya bir an evvel başlayın bizce.


Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe başvururlar. Görüşmeci matematikçiye sorar:
– “iki kere iki kaç eder?”.
Matematikçi cevap verir:
– “Dört!”.
Görüşmeci sorar:
– “Kesin dört mü?
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
– “Evet, kesin dört!”
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
– “Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağıya veya yukarı oynayabilir, ama ortalama dört eder!”.
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.
Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
– “Kaç etsin istersiniz?


Vergi Memurları

Ormana vergi memurlarının geldiği haberi yayılır. Bütün hayvanları bir telaş alır. Ayıya sorarlar: “Ayı efendi niye kaçmak istersin?”
-”Arkadaşlar bende kürk, eşimde kürk çocuğumda kürk. Vergi bize çok ağır gelir.”
Telaşlanan bir diğer hayvan ise leylektir.
Diğer hayvanlar sorarlar: “Leylek sana ne oluyor?”
-”Arkadaşlar, bende yazlık, hanımda ve çocukta yazlık, müthiş vergi gelir bize.”
Hayvanların arasında gayet rahat olan bir maymunmuş.”İsteyen istediği yere kaçsın.” demiş, “Benim kıçım çıplak,  hanımın, çocukların çıplak, ben kalıyorum!…


Bir Fıkra ARMAN MANUKYAN
Deşifresi
.
.
Arman Manukyan (AM)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.

BŞ:Biz hep sizlerle böyle oyunlar oynarken istiyorum ki sizi böyle geçmişe götürüp sizlerin bilgilerinden de yararlanıyım.Bir fıkra sizden söylemenizi isteyeceğim ama mümkünse hocam bize sınıfta anlattığınız 32 yıl önce benim okuduğum sınıfa anlattığınız bir çekmece ve muhasebeci fıkrası var onu bizimle paylaşabilir misiniz?

AM: Anlatıyım.Büyük bir işletmede bir muhasebeci varmış.Tabii işletmede başka çalışanlar da var. Zannediyorum o diğer çalışanlarla muhasebeci aynı odada çalışıyorlar .

Bu muhasebeci her sabah işe geldiğinde çekmecesini çekermiş ve herhalde o çekmecesinin içerisinde bir şeye bakıp sonra çekmecesini kapatırmış.Tabii yıllar sonra o güne kadar da başka hiç biri o çekmeceyi açmazmış, herhalde kilitli çekmece.

Yıllar sonra bu muhasebeci emekli olduktan sonra yanında çalışanlar tabii merak ederlermiş. Yani bu muhasebecinin her sabah gelipte çekmecesini açıp bakması oraya bir şey okuması sonra kapatması nedir diye. Çünkü her sabah  aynı şeyi yapıyor.

Birde yıllar sonra çekmeceyi açıp bakıyorlar, çekmecenin altına bir not kağıdı tape edilmiş bantlanmış. 

Ve şöyle bir not var.

Borçlu taraf pencere tarafında dır.

Yani muhasebeci o kadar yıl muhasebecilik yapmış daha borçlu tarafın pencere tarafında veyahut başka bir tarafta olduğunu bilmiyormuş.

Tabii gülüşmeler olmuş diğer arkadaşlar gülmüşler neticede ne olduğunu anlamışlar.

BŞ.Borçlu taraf pencere tarafındadır.Ama buda şöyle bir öğüt oluyor gençlere ne kadar bir şeyi bildiğinizi zannederseniz zannedin diyor her zaman bilginizi çek edin kontrol edin, yani bir şeyler değişiyor olabilir.Böylede ben olumlu bir mesaj.

AM:Çok doğru.Mesaj çıkıyor tabii.


Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün New York
üzerinde balonla dolaşmaya çıkar.

Aksilik ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır. 'Pardon. Ben neredeyim acaba?' diye sorar.

'Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin' der adam.

Yönetici sinirlenir;
'Sen MUHASEBECİSİN değil mi?' diye sorar.
'Evet.' der adam. 'Nereden bildin?'

'Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap % 100 doğru fakat hiç bir işe yaramıyor.'
Muhasebeci gayet rahat bir tavırla;

'Sen de yöneticisin değil mi?'

'Evet, sen nereden bildin?'

'Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin, kaybolmuşsun, pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.'


Bir papaz ile maliyeci aynı gün ölürler; 
papaz cehenneme gider, maliyeci ise cennete… 

Papazın itirazı vardır:   http://orhan-hoca.site/

"Ben 60 yıldır, insanların doğru yola, Tanrı yoluna gitmeleri için günde kaç kere dua ettim! Ya bu maliyeci ne yaptı? Beni cehenneme, onu cennete nasıl koyuyorsunuz?" 

Cevap gelmiş: 

"Öyle deme, öyle deme" Sen ne zaman kilisede vaaz versen cemaat uyurdu… Ama bu maliyeci ne zaman bir yere gidip defterlere baksa, herkes bildiği, bilmediği bütün duaları okur Allah'a yalvarırdı!"


==EKONOMİST FIKRALAR==

İktisatçılar ile ilgili sağdan soldan duyduğumuz fıkralara bazen gülmekten ölüyoruz. Bazen de gıcık oluyoruz (belki de haklı olduklarından). Ben de böyle fıkralardan (ya da ilginç sözlerden) birkaç tane derleyeyim dedim. Arada yenilerini buldukça ekleyeceğim. Sizin de fıkaralarınız varsa gönderin yayınlayalım.

~~~ o ~~~

Bu meşhur fıkrayı duymayan yoktur sanırım.

Bir fizikçi bir kimyacı ve bir ekonomist ıssız bir adaya düşmüş.
Yiyecek bir şey yok. Lakin bir bakmışlar, sahile vuran bir konserve kutusu… Dolma!

Fizikçi demiş ki… “Bir taşla vurup açalım, yeriz.”
Kimyaci demiş ki… “Ateşe atalım hem pişer hem de kutu açılır.”
Ekonomist… Farzedelim ki elimizde bir konserve açacağı var…”

Paul Samuelson

~~~ o ~~~


Ekonominin ilk kurali: Yeryüzündeki her bir ekonomist için onun söylediginin tam tersini savunan bir diger ekonomist bulunur.
Ekonominin ikinci kurali: Her ikisi de hatalıdır.

~~~ o ~~~

Dün öngördüklerinin bugün neden gerçekleşmediğini yarın açıklayabilen insana ekonomist diyoruz.

Laurence J. Peter

~~~ o ~~~

Ekonomik raporlarin temelinde, satın almak istediginizi almak için en iyi zamanın aslında geçen yıl oldugu gerçeği yatar.

Marty Allen

~~~ o ~~~

Bir odaya iki ekonomist girerse iki farkli fikir duyarsiniz. Gerçi bu ekonomistlerden biri Lord Keynes ise üç farkli fikir duyarsiniz.

Winston Churchill

~~~ o ~~~

Birisinin ekonomi uzmani olmasindan süphe ediyorsunuz… Gerçekten ekonomist olup olmadıgını nasıl anlarsiniz? Su soruyu soracaksınız…

“Bilgisizlikle umursamazlık arasinda ne fark vardir?”

Eger cevap…

“Bilmiyorum ve umrumda da degil” şeklinde gelirse…

Hiç süpheniz olmasın bir ekonomistle karsı karsıyasınız

~~~ o ~~~

Adam basit bir hastalık olduğunu düşündüğü bir rahatsızlık için doktora gitmiş ve birden çok ağır hasta olduğunu, hastalığının tedavisi olmadığını ve sadece altı ay ömrü kaldığını öğrenivermiş. Üzüntü içinde doktora ‘Yapabileceğim bir şey var mı?’ diye sormuş, doktor da ‘Tabii demiş, ekonomist genç bir bayan bul, onunla evlen ve bir Brezilya gezisine çık!’ Adam heyecanla bu benim ömrümü uzatır mı?’ diye sormuş ama doktorun cevabı da şaşırtıcı olmuş. ‘Hayır, uzatmaz ama iktisatçı o kadar can sıkıcı olur ki, sanki daha uzun zaman geçmiş gibi hisseder, kendini daha çok yaşamış gibi sanırsın!’

~~~ o ~~~


Öpücük ne

Vergi inceleme elemanları der ki:

Öpücük, vergi incelemesidir.

Mükellefler der ki:

Öpücük, doğrudan alınamayanın yasalara dayanılarak dolaylı yoldan alınmasıdır.

Ekonomistler der ki: 

Öpücük, talebin her zaman için arzdan fazla olduğu bir alışveriştir… 

Muhasebeciler der ki: 

Öpücük, geri dönüşüm sağladığı için kâr oranı yüksek bir tür kredidir… 

Matematikçiler der ki: 

Öpücük, sonsuzluktur, çünkü burada 2' nin böleni yoktur. 

Geometriciler der ki: 

Öpücük, iki dudak arasındaki en kısa mesafedir 

Fizikçiler der ki: 

Öpücük, kalbin yoğunlaşması sonucu iki dudağın birbirine yapışmasıdır. 

Kimyacılar der ki: 

Öpücük, iki kalbin birleşmesi sonucu ortaya çıkan reaksiyondur. 

Anatomi profesörleri der ki: 

Öpücük, aşk ve heyecan taşıyan bakterilerin tükürük yoluyla ağızdan ağıza geçmesidir. 

Fizyoloji profesörleri der ki: 

Öpücük, insan vücudundan 2 adalenin heyecanla birbirine değerek kasılmalarıdır. 

Dişçiler der ki: 

Öpücük, hem bulaşıcı hem de antiseptiktir. 

İstatistikçiler der ki: 

Öpücük, 90-60-90 ölçülerindeki artma ya da azalmaya bağlı olarak değişiklik gösterebilen bir olgudur 

Filozoflar der ki: 

Öpücük, çocuklar için oyun, gençler için zevk, yaşlılar için güvendir 

Dilbilgisi öğretmenleri der ki: 

Öpücük, tekil gibi görünen ama çoğul olan, cins isim gibi görünen ama özel olan ve her cümlede bir anlam ifade eden kelimedir… 

Mimarlar der ki: 

Öpücük, iki dinamik nesnenin arasında sağlam bir köprü oluşturan değerdir. 

Ve bilgisayar bilimcileri der ki: 

Öpücük, bazen iki sistemin iletişimini hızlandıran önemli bir sistem dosyası, bazen de bütün sisteminizi altüst eden bir virüstür…


Satış Nedir?

Diplomatın biri fakir bir adamın yanına gider ve oğlunun evlenmesini sağlayabilirim? der. 
– Oğlumun hayatına asla karışmam… 
– Ama, kız Lord Rothschild’in kızı 
– Haaa! O zaman başka… 

Diplomatın ikinci durağı, Lord Rothschild’in yanıdır 
– Kızınız için bir kısmet buldum Lord?um.. 
– Benim kızım evlenmek için henüz çok küçük… 
– Ama, bu delikanlı halihazırda Dünya Bankası başkan yardımcısı 
– Bak o zaman başka… 

Diplomat, Lord’un yanından ayrıldıktan hemen sonra soluğu Dünya Bankası başkanının yanında alır 
– Size başkan yardımcısı olarak tavsiye edeceğim, çok iyi bir delikanı 
var. 
– Şu an zaten ihtiyacımdan çok başkan yardımcım var, gerekmez? 
– Ama bu çocuk Lord Rothschild’in damadı 
– Bak o zaman oldu? gelsin başlasın


Pazarlama Nedir?

Bir profesör, yüksek lisans öğrencilerine pazarlama kavramlarını 
anlatıyordu:

1. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına giderek "Çok zenginim. Evlen benimle!" dediniz. Bu, doğrudan pazarlamadır.

2. Bir grup arkadaşınızla katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Arkadaşlarınızdan biri kızın yanına gitti ve sizi işaret ederek kıza "O çok zengin. Evlen onunla!" dedi. Bu, reklamdır.

3. Katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına gidip telefon numarasını aldınız. Ertesi gün arayıp "Çok zenginim. Evlen benimle!" dediniz. Bu, telepazarlamadır.

4. Katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Kalkıp kravatınızı düzelttiniz, ona doğru yürüyüp içkisini tazelediniz, arabanın kapısını açtınız, çantasını düşürünce eğilip aldınız, küçük bir gezinti teklif ettiniz ve sonra "Bu arada ben çok zenginim.
Benimle evlenir misin?" dediniz. Bu, halkla ilişkilerdir.

5. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanınıza geldi ve "Duyduğuma göre çok zenginmişsiniz. Benimle evlenir misiniz?" dedi. Bu, marka bilinirliğidir.

6. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp "Ben çok zenginim. Evlen benimle!" dediniz. Suratınıza okkalı bir tokat yapıştırdı. Bu, müşteri geribildirimidir. 

7. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp "Ben çok zenginim. Evlen benimle!" dediniz. O da sizi kocasıyla tanıştırdı. Bu, arz-talep uyuşmazlığıdır.

8. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaştınız, ama siz birşeyler söyleyemeden önce biri gelip ona "Ben çok zenginim. Benimle evlenir misin?" dedi ve kız onunla gitti. Bu, sizin pazar payınıza göz koyan rekabettir.

9. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp "Ben çok zenginim, evlen benimle!" diyecekken karınız geldi. Bu, yeni pazarlara girememektir. (*) Bu yazı, Marjinal Reklam ve Tanıtım şirketinin "Marjinal Yaklaşımlar E-bültenleri"nin 03 Nisan 2007 tarihli nüshasından alınmıştır.


Bürokrat ve Kırtasiye
4 adam kedilerinin ne kadar zeki olduğundan bahsediyorlarmış. Adamlardan biri mühendis, biri muhasebeci, biri kimyacı biri de bürokratmış. Mühendis kedisini çağırmış "T-Cetvel, göster bakalım kabiliyetini oğlum" demiş. T-Cetvel hemen masaya fırlamış, bir kağıda bir üçgen ve bir dörtgen çizmiş. Adamlar "Bravo. Gerçekten zekiymiş" demişler. Sıra muhasebeciye gelmiş, muhasebeci "Yevmiye, göster bakalım kabiliyetini oğlum" demiş. Yevmiye hemen mutfağa gidip 12 bisküvi almış. Üçerli olarak dört küme yapıp yan yana düzgünce dizmiş. Adamlar "Bravo. Gerçekten zekiymiş" demişler. Sıra bu kez kimyacıya gelmiş. Kimyacı "Analiz, göster bakalım kabiliyetini oğlum" demiş. Analiz bir şişe sütten 125 cl. alıp sütü bir tüpe doldurmuş. Sonra sütleri 25 cl.lik deney kaplarına dökmeden boşaltmış." Adamlar "Bravo. Gerçekten zekiymiş" demişler. Üç adam bürokrata dönmüşler "Sıra senin kedin de" demişler. Bürokrat "Tabii ki" demiş ve kedisine dönmüş ve "Kırtasiye, göster bakalım kabiliyetini oğlum" demiş. Kırtasiye masaya fırlamış önce T-Cetvel'in çizdiği üçgenle dörtgen çizimlerini parçalamış, sonra Bravo'nun ayırdığı bisküvileri bir güzelce yemiş ve üzerine de Analiz'in doldurduğu sütleri içmiş. Sonra da bir güzel diğer üç kediyi paralamış. Sonra da bir kağıt alıp üç kediye ortalığı batırılmasına sebep olduklarını bahanesi ile ceza yazmış. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi kapısında "bugün git yarın gel" yazılı kedi evine girip kapıyı kapatmış. Bürokrat dönmüş, "gördünüz mü demiş. Ne kadar kabiliyetli. Bütün bunları kim yapabilir ki?"


Bir Bekçi ve Bütçe Hikayesi

Kongre üyeleri birgün ülkenin işsiz bir bölgesinde, kocaman ve terkedilmiş bir hurda yığını deposu keşfetmişler… içlerinden biri "bir bekçi kiralayalım buraya sahip çıksın" demiş… "birileri gelip burda bişeyler karıştırmasın"… böylece bir adamı BEKÇİ sıfatıyla işe almışlar… 

Ertesi gün bir diğer kongre üyesi: 

"iyi yaptık da bi eksik var…"demiş… "biz bu adama bir iş tanımı vermedik ki adam nasıl çalışıcağını bilsin? Ayrıca iş tanımını verdikten sonra adamı bir de eğitmek lazım"… diğerleri onu haklı bulmuşlar, böylece bekçinin iş tanımını belirliyecek bir PLANLAMA DEPARTMANI kurmuşlar, oraya da bu tanımları rapor edecek bir DOKÜMANTASYON UZMANI ile bir de bekçi için EĞİTMEN almışlar… 

Birkaç gün sonra diğer kongre üyesi sormuş: 

"Peki ama bu bekçiyle iş tanımını yapanlar iyi çalışıyolar mı, bunu takip edecek biri lazım diil mi?"

Böylece bekçi ve eğitmenlerini denetliycek bir KALİTE KONTROL DEPARTMANI kurmuşlar, oraya da bir KALİTE KONTROL SORUMLUSU ile bu adamların ne yapıp ettiğini rapor edicek 2 tane MÜFETTİŞ almışlar…

Ertesi gün bir diğer kongre üyesi demiş ki:

"Peki ama bir bekçi ve peşinden bir sürü denetleyici işe aldık, bunların maaşını kafamıza göre mi vericez? Bekçiye ne kadar, kalite kontrol departmanına neye göre ne kadar maaş verilicek, bunun bi sistemi olmalı…" Böylece bir MUHASEBE DEPARTMANI kurmuşlar… oraya da bir MUHASEBECİ, bir BORDRO MEMURU ve bütün bu insanların ne kadar çalıştığını işe geliş gidiş saatlerini takip edicek bir DENETLEME UZMANI işe almışlar…

Ertesi gün bir diğer kongre üyesi sormuş:

"Eveet bir bekçimiz var bağlı olduğu departmanları da kurduk, iyi güzel de bunlar kendi başına buyruk mu iş yapıcaklar? Bunlara bir müdür lazım diil mi? Tabi müdür aldıktan sonra bunun bir de yardımcısı olması lazım…"

Bunun üzerine bekçi ve bağlı bulunduğu departmanlar için 1 MÜDÜR, 1 MÜDÜR YARDIMCISI, bir de bunlara SEKRETER işe almışlar…

Ve birkaç gün sonra kongre toplantısında tartışma çıkmış:

"ŞU HALE BAK… BÜTÇENİN 22.000 $ ÜZERİNE ÇIKMIŞIZ… BÜTÜN GEREKSİZ HARCAMALARI BELİRLEYİP YARINDAN İTİBAREN KESMEMİZ LAZIM…!!"

ve bekçiyi kovmuşlar…


Ailem ile birlikte tatile gitmiştim. Bürodo mükellefin biri Erbay Beyi bulun bana acil olarak lazım diye tutturur. Büro elamanlarımız ne dedi ise dinletemez ve hemen birinin aklına  parlak bir fikir gelir. Gelin sizi nöbetçi muhasebeciye götürelim.  Onunla görüşün ve sorunlarınızı çözsün derler. Mükellef bu teklifi kabul eder.  En yakın muhasebe bürosuna götürürler meslektaşımız sorunlarını dinler yapması gerekenleri yapar. Mükellefi rahatlatır gönderir. Tatil  dönüşünde  mükellef ziyaretime gelir. Erbay Bey, mesleğiniz ne kadar güzel bir sorunum vardı çocuklar beni nöbetçi muhasebeciye götürdü sorunlarımı çözdü. diye anlatı. Tabi kendimi gülmemek için  zor tuttum.


Yıl 1991 di sanırım, o yıllar muhasebe kayıtları yarı elle yarı bilgisayarla yapılıyordu, Alınan bilgisayarlar büronun en değerli eşyaları idi.  Kapılar  kilitlenir sağlama alınırdı. Ne de olsa bir servet değerinde idi. Kıymetli olması bir yana kimse de doğru dürüst  bilgisayarlar hakkında bir şeyi tam anlamı ile bilmezdi. Virüs ismini duyardık iyi bir şey olmadığını bildik.


Mart ayında işlerin yoğunlu nedeni ile geceleri çalışılır aklıma muzip bir şey geldi. Hemen  telefonla Cafer'i aradım. Cafer Amerika' dan radyo dalgaları ile  virüs ışınlayacaklarmış dedim. Bu yalanı hem TV hem de gazete yazdı dedim. Cafer sesli düşünmeye başladı, bu kısa dalga ile olmaz fm dalgayla da olmaz olsa olsa  orta veya Uzun dalga ile olur dedi. Telefonu kapadıktan sonra Yüksel arkadaşı aradım. Yüksel Cafer'i aradım.  Virüs işini anlattım. beş dakika sonra Cafer'i bir ara dedim. Cafer Erbay Böyle bir şey anlattı der. Yüksel 'de duymadın mı hem TV hem de gazete yazdı der. Böylece kesin olarak inanması sağlanmış oldu.  Mart ayı içinde bir hafta boyunca her gün  Cafer' in bürosuna gittim. Ne bilgisayarını açtı ne de radyoyu açtı. Bir hafta sonra söylemek zorundaydık. Yoksa işler yetişmeyecekti.


Babaları ölen 2 kardeşe büyük miras kalmış. 
Çağdaş ve yenilikçi olan küçük kardeş kendisine kalan parayla büyük bir alışveriş merkezi kurmuş.
Gelenekçi ve tam bir eski kafa olan abisi de süpermarket açmış. 

İki kardeş muhasebeci seçiminde bir türlü anlaşamamışlar. Küçük olan bir bayan muhasebeciyle anlaşalım derken abi ise kadınlara güven olmaz erkek muhasebeci tutalım demiş. En sonunda ikisi de ayrı muhasebeciyle anlaşmışlar. 

Aradan yıllar geçmiş bunlar varlıklarına varlık ekleyerek hayatlarını sürdürürken küçük kardeş muhasebecinin bir oyununa gelmiş ve iflas etmiş. Muhasebeci kadın küçük kardeşi dolandırıp beş parasız bırakmış.

Adam abisinin yanına çaresizlik ve üzüntü içinde giderek;
-Abi sen çok haklıymışsın muhasebecim beni dolandırdı, elimde avucumda ne varsa aldı. Keşke seni dinleseymişim.
Abi:
Ben sana dedim oğlum kadınlara güven olmaz diye.
Küçük kardeş ; 
– Ya nerden bilebilirsin ki her insan bir mi? Bu kadar önyargılı olma.
Abi :
Salak kardeşim hala akıllanmamışsın. Kafanı kullan.
'' Tanrı kadınlara güvense zar koyarmıydı … ''


Bir zamanlar bir çetenin hesaplarini tutan sagir ve dilsiz muhasebeci, çeteden ayrildigi siralarda defterlerle oynayarak yüklü bir miktar parayi zimmetine geçirir. Çetenin reisi, yeni muhasebeci ile birlikte eski defterleri incelerken bu hirsizligin farkina varir ve iki tane tetikçisini eski muhasebecinin evine gönderir. Muhasebeci sagir ve dilsiz oldugu için tetikçilere agabeyi tercümanlik eder.
Birinci tetikçi; "Paralar nerede? Çabuk söyle!"
Muhasebeci; "Bilmiyorum" anlaminda omuzlarini silker.
Agabey; "Bilmedigini söylüyor."
Ikinci tetikçi öfkeyle titreyerek bagirir; "Çabuk bize paranin nerede oldugunu söyle. Yoksa karini ve çocuklarini öldürür, evini atese verir ve seni de parça parça dograriz."
Korkan muhasebeci isaret diliyle agabeyine paranin bahçedeki ceviz agacinin dibinde bulunan çelik bir kasanin içinde oldugunu ve anahtarini da onun karsisindaki mese agacinin kovuguna gizledigini anlatir.
Tetikçiler öfkeyle sorar; "Ne söyledi?"
Agabey; "Sizlerin ise yaramaz adamlar oldugunuzu söyleyerek, defolup gitmenizi istedi!"


Bayan muhasebeciyle evlenmek gibi bir hata yapmış! olan koca karısına dedi ki;   Karıcığım , bak evleneli bir sene oldu artık bir bebeğimiz olsun istiyorum. Ne dersin?   
Haklısın ama şimdi bir bebeğimiz olmasına karar verirsek dur bakayım doğum ne zamana denk gelir….? 
Olmaz kesinlikle olmaz . Doğum Aralıkta olursa mahvolurum defter tasdikleri var . Mutlaka büroda olmam lazım.   
O zaman bir dahaki ay denersek ?   
Ya öğrenemedin şu işi bir türlü Doğum ocak olursa yandım demektir. Tam bu yılın hesaplarını kapatma dönemi, bir de üç aylık muhtasarlar deli misin?   
E sonraki ay ?   
Yok olmaz ,Geçici vergi dönemi. 
Doğum mart’ta olsa ?   
ooooolduuu, tam gelir vergisi döneminde dokuz doğururken bir de çocuk doğururuz on olur değil mi?   
E nisan?   
Kurumlar Vergisi-üç aylık muhtasar …   
Ya mayıs?   
Yine tutturamadın, Geçici vergiler var yine …   
Haziran ‘da doğum yaparsan peki?   
Bak o olabilir işte ama, Temmuzda tam bebeğin en önemli bakım zamanlarına yine muhtasar dönemi denk geliyor ama Haziran olabilir…   
Tamam yaaa yapma o zaman bebek falan.. Her ay dolusun . Tıbbın ilerlemesini bekleyelim bari ben doğururum başka çare yok…


Muhasebeci

İşleri hesaplı ve belli bir düzen içinde yürütmeye yahut ameldeki noksan ve kusurlara delalet eder.

Rüyada muhasebeci ve defterdar, azab sahibi bir kimsedir. Eger muhasebeci hesap yaparken zorlanirsa o kimseden rüya sahibinine bir zarar gelir. Eger isçi ve memur olan bir kimse kendi hesabim kafi derecede verdigini görse, kadri yüksek, rizik ve geçimi genis olur. Hesabim vermekte aciz kaldigini görse, kiymeti düser, üzüntü, keder ve ziyana ugrar. Bir kimse hesaba çekildigini görse, bidat ve kötü düsüncede bulunduguna ve amel defterlerinde yazili olanlarla azaba ugramasina isarettir.


Rüyada Muhasebeci Görmek

Muhasebeci İşleri hesaplı ve belli bir düzen içinde yürütmeye yahut ameldeki noksan ve kusurlara delalet eder. Rüyada muhasebeci ve defterdar, azab sahibi bir kimsedir. Eger muhasebeci hesap yaparken zorlanirsa o kimseden rüya sahibinine bir zarar gelir. Eger isçi ve memur olan bir kimse kendi hesabim kafi derecede verdigini görse, kadri yüksek, rizik ve geçimi genis olur. Hesabim vermekte aciz kaldigini görse, kiymeti düser, üzüntü, keder ve ziyana ugrar. Bir kimse hesaba


Muhasebe bölümünde çalışan memur geceleri uykusuzluk çektiği için sabahları uyanamıyor, bu yüzden de işe hep geç geliyordu. Bu duruma daha fazla göz yumamayan müdür, 
– Bak oğlum, yarında işe geç gelirsen seni rapor etmek zorunda kalacağım, diye hoşnutsuzluğunu dile getirmişti. 
Olayların bu aşamaya gelmesinden iyice utanan adam, o gün iş çıkışında eczaneden çok etkili bir uyku ilacı aldı. Akşam yemeğinden sonra ilacı içip yatan muhasebeci, biraz sonra derin bir uykuya dalmış, sabah erkenden de uyanıp işe gitmişti. 
Odasının kapısında müdürle karşılaşınca, 
– Nasıl müdür bey, bugün söylediğiniz gibi tam zamanında geldim değil mi ? diye gururlanınca, müdür sinirli bir ifadeyle : 
– Oğlum, bugün zamanında geldin de, dün nerelerdeydin ?


Muhasebeci..

Dursun, patronu Temel''e sorar..Efendim..10 yıl öncesine ait 2 çuval dolusu evrak var..çok fazla yer kaplıyorlar.Ne yapalım?..Hepsini yak citsun der Temel..Emredersiniz deyip çıkar odadan Dursun..kısa bir süre sonra arkasından seslenir Temel..Dursunnnnn..bu evraklar hiç ummadığımız bi anda lazım olapilur,sen en iyisi fotçopilerinu çektirip öyle yakkk…

Bir önceki yazımız olan İnsan Sağlığı ve İş Güvenliği Çalışma Soruları ve Cevapları başlıklı makalemizde insan sağlığı soruları, insan sağlığı ve iş güvenliği soruları ve iş güvenliği kalfalık sorusu hakkında bilgiler verilmektedir.

Sitemizdeki Diğer İçerikler

Paylaş

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

DMCA.com Protection Status